Eğitim Anlayışımız

Varlık Lisesi’nin kurucu ekibi, felsefe kökenli bir öğrenim anlayışını benimser. Bu anlayış doğrultusunda temel hedefimiz, öncelikle Ankara, daha sonrasında Türkiye ve nihayetinde dünya genelinde felsefe kökenli bir eğitim-öğrenim anlayışının uygulanması ve yaygınlaştırılması noktasında referans bir okul olmayı başarmaktır.

Bu anlayış ve hedef doğrultusunda, eğitim ve öğrenim denen şeyi, bir bütün olarak geçerli akıl yürütmelerle kurulan ilişkileri kavrama etkinliği olarak tanımlıyor ve eğitimin temel amacının, öğrencilerin doğru ve düzgün düşünme esasları çerçevesinde dünyayı yorumlama tavrını kazanmaları olarak görüyoruz.

Öğrenciler tarafından derslerin kavranabilmesi için, dış koşullardan çok, iç koşulların belirleyici olduğunu düşünmemiz nedeniyle, gerek Türkiye’de gerekse dünyada büyük bir yaygınlık kazanan psikoloji kökenli öğrenim yaklaşımlarından uzakta bir öğrenim politikası uygulamaktayız. 

Kanaatimizce, bir öğrencinin derslerde beklenen başarıyı gösterebilmesi için, sağlıklı bir ortamda, rahat bir ruh hali içinde ve sorunsuz bir yaşam alanıyla kuşatılması gerektiğini öne süren anlayışlar, sözü edilen bu faktörlerin öğrenimde ikincil düzeyde bir önem taşıdığını göz ardı etmektedir. Öğrencilerin ruh hali, aile içi ilişkileri, içinde bulunduğu ekonomik durum, yaşadığı bölge vs gibi koşulların tümü, öğrenim için hem ikincil hem de dışsaldır. Öğrenimde göz ardı edilen bu esas, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de büyük yanlışlıklara sebebiyet vermiş ve halen de vermektedir. Uygulanmaya başlandığı andan itibaren öğrenimde çok ağır faturalara sebebiyet veren bu anlayışların yol açtığı tahribat ve yıkımlardan, yazık ki, ancak yeni yeni haberdar olunmaktadır.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ile Uluslararası Öğrencileri Değerlendirme Programı’nın öğrenim alanında referans olarak gösterilen PISA çalışmalarından elde edilen sonuçlar, insanların giderek cahilleştiklerini göstermektedir. 2000 yılından sonra her üç yılda bir dünya genelinde 15 yaşındaki öğrencileri değerlendiren PISA testlerinden elde edilen sonuçlar yaygın olarak benimsenen psikolojik yaklaşımların, öğrenciler üzerinde bilimlere ve bilimsel düşüncelere karşı ciddi bir ilgisizlik doğurduğunu belgelemektedir. Bu araştırmalarda, öğrencilerin büyük çoğunluğunun verileri doğru değerlendirme, zorunlu ilişkileri kavrama, çözümleme yapma ve yorum getirebilme gibi temel özelliklerden hemen hemen hiçbirini edinemeden öğrenim hayatlarını tamamladıkları gözlenmektedir. Bu vahim tablonun içinde, Türkiye’nin bulunduğu yer çok daha vahimdir. Yazık ki, yapılan tüm PISA çalışmalarında OECD ülkeleri arasında Türkiye’nin elde edebildiği en iyi sonuçlar en sonlarda bulunmaktadır.

Öğrencilerin dersleri birer hastalık, öğretmenleri ise doğru ilacı veren bir doktor gibi algılamaya iten bu yaklaşımdaki mantıksal açmazlar, öğrencilerin canını sıkmayan ve hatta onları eğlendiren bir takım etkinliklerin gerçekleştirildiği birer kuruma dönüştürmüştür okulları. Gelgelelim, okullar bir eğlence ya da rehabilitasyon kurumu değil bir eğitim-öğrenim kurumudur! Bununla birlikte, elbette ki, bir öğrencinin içinde bulunduğu ruh hali, aile içi ilişkileri, ekonomik durumu, yaşadığı bölge vs gibi dışsal koşulları öğrenimin verimi açısından belli bir önem taşır, ancak bu önem hiçbir suretle öğrenimin odak noktasını teşkil etmez. Nitekim dışsal koşulları tümüyle karşılanmış öğrencilerin başarılı olacağına dair hiçbir garanti verilemez! Çünkü eğitimde birincil olan husus, öğrencinin içinde bulunduğu fiziksel ve çevresel koşullar değil, başlı başına zihinsel alanlardır. Bu nedenledir ki, tarihteki ilk okullar, psikoloji değil, felsefe üzerine kurulmuş ve de eğitim ve öğrenim denen yapıların insan yaşamına girmesi bu okullar sayesinde olmuştur.

Varlık Lisesi’nin kurucu ekibi, bu veriler eşliğinde tümüyle felsefe kökenli bir öğretim anlayışını benimsemenin yanı sıra bu anlayışın yaygınlaştırılmasını da amaçlamaktadır.

 
Varlık Lisesi Eğitim Koordinatörlüğü